Amirs of Caucasian Mujahideen
Cevher'de: Cum., 24.11.1429 Hjr / 21.11.2008, 13:54 РусскийEnglishtürkçeУкраїнськийعربي

Anasayfa

aynalar

add. format
Google
Kavkaz-Center
WWW
Logomuz

RSS feeds
 
KafkasyaFikir Aynı konudaki makaleleri

Yakın çevremiz ve savaş

Yayınlama zamanı: 11 Kasım 2007, 19:50

Bismillahirrahmanirrahim. Çeçenistan'da, Türkiye’de ve yakın çevremizde baş döndürücü gelişmeler oluyor.Yaşanan bu gelişmelerin seyrine dönük alabildiğine değerlendirmeler de yapılıyor.Özellikle Ortadoğu ve Türkiye bağlantılı olayların nerelere ulaşabileceğini tahmin etmek bile çok kolay olmayacaktır. Zira bu gelişmelere taraf olan ülkelerin isimleri bile uzunca bir liste yapmayı gerektirecek kadar çoktur...

Uluslar arası güç merkezlerinin kendi aralarında devam eden egemenlik kavgası kimi zaman peyk devletler eliyle kimi zaman maşa örgütler eliyle devam ederken aslında bu kavganın gözüken yüzünden öte görünmeyen yönleri daha bir önem arz ediyor diye düşünüyorum.


Orta Asya ve Ortadoğu öncelikli yaşanan olaylar ve gelişmeler izleyebildiğimiz kadarıyla Türkiye İran,Suriye ve bütün bölge ülkelerini yakından ilgilendirdiği gibi bir de bu bölgelere ilgisini emperyal amaçlı olarak hiç eksik etmeyen ABD,RUSYA, AB ve İSRAİL’i de ilgilendiriyor.

Irak bağlantılı işgale dayalı ABD politikaları ile gelinen noktada yaşanan gelişmeler Türkiye’yi de sanki bu savaş ortamına sürüklemek aşamasına gelmiş gözüküyor.
Belki küresel ve çatışan politikalar açısından parçalanmış bir IRAK portresi herhalde hem bölge ülkelerini tek tek hem de bütün bir Ortadoğu bölgesinin geleceğinin dizayn edilme potansiyelini taşıyor gibi. Toprak bütünlüğüne saygıya dayalı savunmacı politikaların ne kadar başarılı olacağı tartışılabilir. Ama bölge ülkelerinin özellikle Türkiye ve İran açısından bu yaklaşımın başarılı olmasını arzu etmek tartışılmayacaktır.Zaten tarih boyunca hep hareketli olan üç bölgeden bahsedilir.Ortadoğu/Balkanlar/Kafkaslar.Ve her dönem güçlü devletlerin ilgisini de çekmiştir bu bölgeler.Bu ilgi bu bölgelere sıcak atmosfer özelliği yaşatırken emperyal politika

sahipleri, bölgenin geçek sahiplerinin fikrini alma ihtiyacını dahi görmemişlerdir.

Gelişmeler öyle yada böyle bu coğrafyaların gerçek sahiplerini doğrudan ilgilendirirken, istikrarlı barış ortamlarının oluşmasına mani olunacak gerekçeler ve şeytani yöntemler uygulayarak fitne-fesatla kardeşi-kardeşe vurdurma işlemleri ile bölgeler cadı kazanına döndürülerek kaos merkezleri olduruluyor.

Teorik söylemlerden öte yaşanan realiteler önemlidir.

-Türkiye Devleti, kendi haline bırakılmayan sıkıntılara muhatap ediliyor. Ve başını ağrıttırmaya dönük her dönem bir şeyler bulunuyor… Kıbrıs meselesi, Ege meselesi ve Etnik


Terör meselesi gibi.

-İRAN kendi coğrafyasında benzer problemlerle boğuşmak zorunda bırakılıyor.

-IRAK işgal altında ve parçalanma riskiyle karşı karşıya. Daha da öte yönetim boşluğunu ve zafiyetini Iraklı olmayanlar kendi inisiyatifleriyle dolduruyor.

-Kavga egemenlik kavgası, Petrol ve Enerji kavgası, Emperyalist yapıların iktidar bölüşüm kavgası….

Bölgeyi ilgilendiren bütün bu gelişmeler birkaç yönüyle tabi ki Çeçenistan’ı ve Çeçenistan’da 17 yıldır devam eden Kurtuluş Mücadelesini de doğrudan etkiliyor ve ilgilendiriyor.

Kabul görmüş uluslar arası normlar ve kurallar ile bunları uygulama sözünü, attıkları imzalarla belirten muhatap konumundaki devletler yükümlülüklerini yerine getirmiyorlar. Sadece emperyalizm güdülerle, güce dayalı egemenlik mantığıyla toplumların, bireylerin yaşama haklarını elinden almaya kalkışıyorlar. Bu mantık ise bütün dünyanın kaosa sürüklenmesine sebebiyet veriyor.

Dünya hala ortak tanımı yapılamayan terörü kendi mantığınca ve kendi çıkarlarına göre farklı olaylar ve şartlarda içeriğini değiştirerek servise sokuyorlar. Özellikle küresel güçlerin kendi uygulamalarının birer DEVLET TERÖRÜ olduğu yorumları gözden uzak tutulmamalıdır.

Bu bağlamda Türkiye’nin son dönemlerde yaşanan olaylar çerçevesinde, iradesine başvurulmadan çekilmek istendiği, savaşa taraf kılınma zorunluluğuna karşın Türkiye’nin geliştirdiği savunma /hak arama/kendini ilgilendiren konularda irade beyanın önemi ortadadır.

Aynı mantık, aynı yaklaşım, aynı kararlılıkla Çeçenistan İçkeriya Devleti kendi meşru savunma hakkını müstevli ve Devlet Terörünün uygulayıcısı Rusya’ya karşı yapmak mecburiyetinde bırakılmıştır. Ayrıca Çeçenlerin coğrafyalarının küçük, imkanlarının kıt ve uluslar arası egemen aktörlerin kafalarına göre oluşturdukları kurallar gereği yaşanan tiyatrolar,manevralar

Çeçenlerin haklılığını ortadan kaldırmıyor

O halde bazı değerler tartışılamaz.
Bir toplumun kendi coğrafyasında özgürce ve huzur içerisinde yaşama hakkına müdahalenin hiçbir geçerli mantığı yoktur. Bu hakkı yok sayan ne tür entrika varsa, karşı koyma hakkı o toplum için kendiliğinden devreye girer.Olması gereken de budur.

Tartışılmayacak değerlerden biri de kardeşliktir, din, kültür, tarih birlikteliğidir.Tarihin uzun süreci ve yaşanan hayatın günümüze ulaşan izdüşümü dikkate alındığında Çeçenlerin Türk Halkına ve Türkiye’ye dönük derin muhabbet ve sevgilerinin var olduğunu biliyor ve görüyoruz.
Bu muhabbet ve sevgi hala devam eden savaşın sıkıntı ve zorluklarının en yoğun yaşandığı saatlerde Türkiyeli kardeşlerinin kendilerini hiç unutmaması ve maddi-manevi olarak yanlarında görmeleriyle daha bir artmış ve sağlamlaşmıştır.

Diyoruz ki; Eğer Türkiye’nin başına bir badire, sıkıntı gelir de Çeçen Halkının yapabileceği bir şeyler olursa her anlamda Türk kardeşlerinin yanında olunacaktır.

Hatta Çeçenistan’da Rus Emperyalizmine karşı verilen mücadele tatil edilerek burada olacaklardır ve kardeşliklerini göstereceklerdir.

Bu bağ, bu sevgi herhangi bir çıkara dayalı değildir. Hiçbir gerekçe Çeçenlerin Türk Halkına olan sevgisini azaltamaz. Bu pencereden Moskof gibi bakılamayacağı ortadadır. Tarihin süzgecinden geçerek, rüşt ispatı yapılmış kardeşlik bağları her iki taraf için de derin anlamlar taşıyan bir erdemdir.

İslam ümmetin onurlu temsilcileri birbirleriyle ilgili hadiselere ve dışarıdan empoze edilen yaklaşımlara ortak bakış, ortak tavır oluşturmak durumundadır.
Belki bu güç birliği ihtiyacına en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman diliminde yaşıyoruz…

Uluslar arası güç merkezlerinin gerek kendi aralarında gerekse halklarımızı etkileyen türlü boyutlarda bizlere ait olan ve şerefle sahipleneceğimiz değerlerimizi tartışma ve pazarlık konusu yapmayacak kadar onurluyuz.

Görünen odur ki; yakın dönemlerde hızlı gelişmeler yaşanacaktır. Çeçenistan ve burada bizleri doğrudan etkileyecek olaylara karşı her an teyakkuz gerekmektedir ve birbirimizi anlayan, tamamlayan olma mecburiyetimiz vardır.

Allah (C.C) şehitlerimize rahmet eylesin. İnandıkları hak davada gayretlerini esirgemeyen kardeşlerimizden Allah razı olsun. Arzın üzerinde küfrün tasallutuna karşı direnen, savaşan ve inanmanın erdemine erişmiş yiğitlere selam olsun.Kafkasya’nın yalçın coğrafyasında Rusizme karşı her türlü zor şartlara, kıt imkanlara rağmen Kurtuluş Mücadelesini vazgeçmeden taşıyan Çeçen Cumhuriyeti İçkeriya Devlet Başkanımız Dokka Umarov ve silah arkadaşlarına selam olsun,

Zor bitecek, kolaylık gelecektir.

Zulmet bitecek, adalet gelecektir,

Yeis bitecek, müjde gelecektir.

Her şeyi elinde tutan kudret ve azametin sahibi Allah Azimüşşan kendinden yana olanları asla mahzun bırakmayacak, mahcup etmeyecektir.


ÇİC Fahri Konsolosu MEDET ÖNLÜ


Kaynak: Çeçen Online

Kavkaz Center



M.Udugov: ''Güney Kafkasya'da güvenliğin anahtarı, Kuzey Kafkasya'da saklı''
İnguşetya'daki olaylar Moskova'nın kontrolunun dışına çıkıyor
Kafkasya'yı parçalamak, Kafkasya'yı birleştirmek!
Ruslar Çeçensiz bir Çeçenistan'ın hayalini kuruyorlar
Onlar bu dünyadan temiz olarak gitti
İnguşetya ikinci Çeçenya olma yolunda...
Emir Abdulmecid şehid düştü
6 Eylül 1991 tarihinde Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti'nin bağımsızlık günü ilan edilmişti
Türkiye'nin Kafkas sıkıntısı
Ramazan; zafer ve değişim ayı
Bir mücahidle sohbet
Sıcak odalardan karlı Kafkas dağları görünür mü?
Emir Hüseyin: ''Tüm mücahitler Emir Dokka'nın Kafkasya Emirliği ile ilgili kararından memnun''
Cemaat ''Şeriat'' radyo Liberty'nin sorularını cevaplıyor
Ayırdedici gün!