Amirs of Caucasian Mujahideen
Cevher'de: Cum., 24.11.1429 Hjr / 21.11.2008, 16:02 РусскийEnglishtürkçeУкраїнськийعربي

Anasayfa

aynalar

add. format
Google
Kavkaz-Center
WWW
Logomuz

RSS feeds
 
KafkasyaRöportaj Aynı konudaki makaleleri

Cevherkale'nin Çocukları

Yayınlama zamanı: 7 Temmuz 2007, 10:57

"Ben bir tamirci olmak istiyorum. Hani şu bodrum katlarını elden geçirenlerden. Çünkü bodrum katları çok önemlidir. Oralar patlamalarda havaya uçmaz ve eğer bir patlamada orada iseniz size bir şey olmayabilir..." Deni Kantayev, 6 yaşında bir Grozny sakini

Önsöz

Rus-Çeçen savaşını anlamak için pek çok şeyi inceleyebiliriz. Ancak, bu savaşı anlamak istiyorsak çocukların yüzlerine de bakmamız, onların dünyalarına da gezinti yapmamız gerekir.

 

Grozny'nin çocuklarının yüzlerine baktığınızda ise; yok edilen evleriyle ilgili açıklama bekleyen bakışları, şefkatsizliği ve çocukluklarını onlardan çalıp hayatlarına yön veren savaşı görürsünüz.

 

Bu çocuklar geceleri rüyalarında öldürülen ailelerini, çikolataları, sıcak havada deniz kenarında olduklarını ve barışı görürler. Bu çocuklarla konuştuğunuzda ise büyükler gibi barış istediklerine ve öldürülen aile fertlerinin geri dönmelerini arzuladıklarına şahit olursunuz.

 

İşte bu çocuklar, 21.yy ın çağdaş dünyasında yaşıyorlar ya da bizler yaşadıklarına inanmak istiyoruz. 21.yy ın bizlere armağanıdır bu çocuklar, ne kadar çağdaşlığınızdan ya da uygarlığınızdan bahsederseniz bahsedin bu durum yabana atılmaması ve üzerinde tartışılarak çözüme kavuşturulması gereken bir gerçek.

 

Çek kökenli Kanadalı kadın gazeteci Willow Zimova 2000 yılında, Grozny'nin Kalinin semtindeki yetimhanenin sakinleriyle ve gündüzleri yiyecek bulmak ümidiyle ya da oyun oynamak için yıkıntılar arasında gezinip geceleri ortadan yok olan minik Grozny'lilerle konuşarak onları fotoğrafladı. Bu çalışmaya konu olan çocukların hepsi birer yetişkin eğer hala hayatta iseler. Ama Çeçenya'daki Rus işgali ve soykırım halen devam ediyor arkalarından gelen çocukların çocukluklarını da çalarak.

 

Bizleri derinden etkileyen minik Groznylilerin gizemli dünyalarını sizinle paylaşmak istedik:

 

Hazbulat Bezayev, 7 Yaşında

 

"Eskiden bu apartmanda oturuyorduk ama askerler burayı yıktılar." diyor yıkıntıların içerisinde gezerken. Çeçenler mi diye soruyorum: "Hayır, hayır Çeçenler değil normal askerler, Rus diyor arkadaşlarım onlara ama ben bilmiyorum normal askerler yıktılar işte." diyor biliyor olmanın gururuyla. Ve apartmanda pek çok oyuncağı olduğunu hatırlıyor: "Askerler her şeyi kırdılar. Apartmana oyuncaklarımı almaya geldiğimde gördüm, arabalarımı, aletlerimi hepsini kırmışlardı. Ayımı bile vurmuşlardı." diyor ardından, "Biliyor musun aslında ayım onlara hiçbir şey yapmamıştı onu neden vurdular bilmiyorum." diye de ekliyor, ben ise verecek bir cevabım olmadığından sessiz kalmayı tercih ediyorum.

 

"Dün gece duyduğumuz sesler ile uyandım. Askerler ateş ediyorlardı. Eğer şu anda kaldığımız eve ateş etselerdi biz kesinlikle ölmüş olurduk. Şimdi büyükannem, büyükbabam, amcam ve erkek kardeşim ile beraber kalıyorum. Neden olduğunu bilmiyorum ama içlerinde en çok büyükannemi seviyorum. Hem büyükannem askerlerin yeni yılda gideceğini söylüyor. Büyüdüğümde eğer askerler gitmemiş olursa ben de savaşan Çeçenler gibi olacağım ve gidip o askerleri kovacağım." şeklinde oluyor, aramızdaki kısa muhabbette minik dünyasına ilişkin son sözleri.

 

Hazbulat'ın babası o doğduktan 2 ay sonra 1993 yılında bir trafik kazasında ölüyor, annesi ise 1997 yılında nerden geldiği belli olmayan bir mermiyle hayatını yaşamını yitiriyor.

 

Hazbulat, büyükannesi ile birlikte kalıyor. Büyükanne ile evin geçimini sağlamak için bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri her sabah erkenden yürüyerek pazara götürürken karşılaşıyor ve selamlaşıyoruz.

 

Hazbulat, 2000 yılının yazında çocuk merkezimize gelmeye başladı. Kavga etmeye ve kızların saçlarını çekmeye bayılıyor.

 

Hava Şamayeva, 3 Yaşında

 

Hava konuşamıyor ve maalesef asla normal bir insan gibi de konuşamayacak. Doktorlar, onunla sevgiyle ilgilenilmesi gerektiğini tavsiye ediyor ancak asla kapasitesini zorlayacak konularda onu zorlanmaması gerektiğini de vurguluyorlar. Ama Hava, dört ay öncesine göre bugün çok iyi durumda. Yürüyebiliyor ve birkaç sözcükle de olsa konuşabiliyor. Dört ay öncesinde ne ayakları üzerinde durabiliyor ne de konuşulanları anlayabiliyordu.

 

Hava'nın hastalığının nedenlerinden birisi de ellerinde ağır derece yanık olabilir. Daha üç aylıkken bir bombardıman da eline kaynar su dökülmüş ve ağır şekilde yanmış.

 

Hava, hemşire yardımcısı olan 24 yaşındaki akrabası Raisa ile birlikte kalıyor. Hava'nın babası 1999 yılında ölmüş, annesi ise dört aylıkken onu reddetmiş. Hava'da o zamandan beri Raisa ile birlikte yıkıntılar içindeki bir evde yaşıyor.

 

Raisa: "Annesi onu bana getirerek bu küçük moronu istemiyorum dedi. Hava geldiğinde çok zayıftı, altı ıslanmıştı ve çıplak vücudunda yanık yaraları görülüyordu. Vücudu yandıktan sonra Hava sudan ve bir çocuğun ateşten korkabileceğinden daha çok korkmaya başladı. Onu yıkamaya çalıştığımda hep histeri nöbetleri ile mücadele etmek zorunda kaldım. Bugün su ile arasını düzelttik. Şimdi ise helikopterlerden korkmaya başladı. Evimiz 24 Ocak 2000'de bombalandı ve şu anda yıkıntılar içerisinde kendi uğraşılarımızla düzenlendiğimiz bir odada babam, annem ve Hava ile birlikte kalıyoruz. Hava'nın çoğu zaman annesini düşündüğünü sanıyoruz. Çocuklarda bitlere rastlandığını duyunca biz de geçenlerde Hava'nın başını kontrol ettik ve saçlarını kazıdık. Hava zayıf olmasına rağmen yemek yemeyi çok seviyor ama kilo almıyor." diyerek kısaca anlatıyor Hava'yı.

 

Said Hasan Daudov, 6 Yaşında

 

"Şimdi bu evde yaşıyorum ama çok fazla yıkılmış halde. Bomba aslında komşumuzun evine düşmüş. Bunu kimin yaptığını bilmiyorum. Bildiğim bombaları uçakların attığı. Ve benzeri bir şeyi de hiç görmedim, çünkü, biz savaşın en yoğun olduğu dönemde Nazran'daydık. Evimize döndüğümüzde burayı bu halde bulduk. Geceleri, Rusların ateş ettiklerini ve bir şeyleri patlattıklarını duyuyorum ve her yer sallanıyor." diyor.

 

Ona ailesini soruyorum: "Annemi tüm ışıklardan daha çok seviyorum. Babamı uzun zamandır görmedim. O bir köye çalışmak için gitti." diye yanıtlıyor.

 

Ve tüm çocuklarda olduğu gibi konu oyuncaklara geliyor ve Said Hasan konuşmaya başlıyor: "En çok özlediğim oyuncak bu: Kamaz. Benim şimdi oyuncaklarım yok. Savaştan önce vardı ama Rus askerler gelip hepsini aldılar. Ben büyüdüğümde bekçi olacağım ve silah kuşanacağım tıpkı bizim bekçimiz Ruslan gibi. Silahlı bir bekçi çok gerekli, eğer sizin silahlı bekçileriniz yoksa askerler ve kimi insanlar gelip sizin her şeyinizi çalabilir ve sizi öldürebilirler. Şehirde elektrikler neden yok biliyor musun çünkü askerler elektrik tellerini çaldılar. Ben yalnızca ayılardan korkuyorum, aslında hiçbir ayı görmedim ama korkuyorum yine de."

 

Hasan, dört çocuğun en küçüğü. Babası 3 Mart 2000'de arabasıyla benzin almaya giderken mayının üzerinden geçmesi nedeniyle hayatını yitirdi. Adli tıp raporunda patlama nedeniyle iç organlarının dışarı çıktığı ve kalbinin göğsünden dışarı fırladığı yazıyor. Aynı arabada Hasan'ın annesi de başını çarpması nedeniyle başından aldığı yaralarla kurtuldu. Annesi bugün zaman zaman hayaller görse de genel durumu iyi. Hasan ise babasının öldüğünü bilmiyor. Ona babasının çalışmak için başka bir köye gittiği söylenmiş. Hasan 12 Haziran 1995 de dedesinin Rus BTR zırhlısı tarafından ezildiğini biliyor sadece.

 

Hasan durgun ve içine kapanık bir çocuk, yabancıların konuşma tekliflerini kabul etmiyor. İnşaatlarda oynamayı ve bekçimiz Ruslan'ın silahına dokunmayı seviyor.

 

Malika Kantayeva, 8 Yaşında

 

Yine bir yıkıntının önündeyiz. Minik Malika kendi hikayesini anlatıyor: "Askerlerin roketinin bizim evimize girmesi çok uzun zaman önceydi, geçen sene miydi neydi. Bu askerlerin roketi bizim evimizi vurmadan önce annem, büyükannem, halam, kız kardeşim ve iki kız kardeşimle birlikte kalıyorduk. Roket isabet ettiğinde ben ve küçük kardeşim Deni dışarıdaydık. Tam olarak hatırlamıyorum ama roket isabet ettiğinde bir gürültü çıkarak evimiz yıkılmaya ve herkes bağırmaya başladı, bu sırada biz eve doğru koşmak istedik ama artık evimiz yoktu. Büyükannem ve halam yıkıntılar altında kalmıştı, yıkıntıları kaldırmak istedik ama gücümüz yetmedi. Annem kurtulmuştu ve biz buna sevindik. Herkes Rusların yaptığını konuşuyordu ama neden yaptıklarını bilmiyorum. Annemle bizi alarak bodrum katına indirdiler. Orası çok kötü ve karanlıktı. Kış sonunda İnguşetya'ya gittik ve önce çadırdaki daha sonra ise terkedilmiş karavandaki hayatımız başladı. Şükürler olsun ki Grozny'e geri döndük. Şimdi komşumuzun evinde kalıyoruz. Burası da yıkılmış ama iki odası hale sağlam. Bir oda da onlar kalıyorlar diğer odada ise biz. Benim henüz bir yatağım olmadığından yerde yatıyorum ama kendi şehrinde olmak buna değer."

 

Oyuncakları ben soruyorum bu kez ve Malika cevaplıyor: "Savaştan önce oyuncaklarım vardı ama birileri onları savaşta çalmış, şimdi ise oyuncağım yok. Biz Grozny'den ayrılırken odamdan kartpostallarımı almak istedim ama annem izin vermedi. Daha sonra ise benimle birlikte yıkıntılar içerisinde kartpostallarımı ve konuşan bebeğimi aradık ama hiçbirisini bulamadık."

 

Malika, sıklıkla bir bisikleti ve rollerı olmasını istiyor, hayali ise hasta çocuklara yardım edecek bir doktor olmak.

 

Deni Kantayev, 4 Yaşında (Malika Kantayeva'nın küçük kardeşi)

 

"Roketin patladığı anı hatırlıyorum. Ben caddedeydim. Büyükannem yıkıntıların altındaydı. Daha sonra beni bodrum katlarından birisine götürdüler. Çok korkunçtu. Benim ağladığımı gören adamlardan birisi bana eğer çığlık atmaya devam edersen seni caddeye bırakırım ve bombaların altında kalırsın dedi. Şimdi başka bir büyükannenin evinde kalıyoruz. En çok çikolatayı ve muzu özlüyorum, bir de çok sevdiğim kızkardeşim Madina'yı. O şimdi hayatta değil, o gün o da öldü. Bazen yıkıntılar içindeki evimize gidiyorum." diyor Deni yarım yamalak kelimelerle.

 

Büyüyünce ne olmak istiyorsun Deni diye soruyorum: "Ben bir tamirci olmak istiyorum. Hani şu bodrum katlarını elden geçirenlerden. Çünkü bodrum katları çok önemlidir. Oralar patlamalarda havaya uçmaz ve eğer bir patlamada orada iseniz size bir şey olmayabilir..." diye cevaplıyor, sığınağı olmayan bir evde yakınlarını yitiren minicik bir çocuğun başkaları akrabalarını yitirmesin diye düşünerek.

 

Deni 1996 Ağustos'unda dünyaya geldi. O doğduğunda Malika 4 yaşındaydı. Şimdiye kadar Malika hep sinirli bir çocuktu. Deni ise tam olarak hasta. Deni 24 Ağustos'da, Rus askeri birliklerinin komutanının Grozny'lilerin kenti terk etmeleri ya da savaşçılarla birlikte yok edilecekleri ültimatomunu verdiği ve askerlerin kente girdiği 6 Ağustos'tan daha sonra doğdu. Anne Tamara hastanede kendisine yardım etmeleri için tüm parasını karaborsacılara ödedi. Deni 7 aylık olduğu zaman ilk nöbetini geçirdi. Vücudu kasıldı ve çığlık atmaya başladı. O zamandan bu yana da geceleri uykusunda benzer nöbetler geçiriyor. Annesinden ayrı bir yerlere gitmek istemiyor, yalnız kaldığında ise ağlıyor. 21 Ekim 1999'daki saldırıda evleri yıkılmasına rağmen anneleri, Malika ve Deni mucizevi bir şekilde kurtulmayı başardı.

 

Rustik ve Tamerlan Aktulayev Kardeşler, 9 ve 10 Yaşındalar

 

Rustik: "Biz büyük beyaz bir evde oturuyorduk. Amcamın evi de bizimkinin yanındaydı ve onun evi de büyüktü. Şimdi ikisi de yıkıldı. Bizi yarısı harap olmuş amcamızın evinde yaşıyoruz." diyor.

 

Tamerlan: "Savaş başladığı zaman amcam Gazel marka aracı ile şehirden dışarı çıkarmaya çalışıyordu. Uçakların hava saldırısı başladı. Cami bombalandığı sırada bizim evimizde yıkıldı." diyor.

 

Rustik: "Saat çok erkendi, bizim üç kuşaklık evimizde odamdaki oyuncakları dahi almaya fırsatım olmadı. Şimdi bisikletimi özlüyorum ama annemi daha fazla." diyor.

 

Tamerlan: "Ben büyüdüğümde taksi sürücüsü olacağım diyor. Bombalar yağarken çocukları kurtaracağım şehirden." diyor.

 

Anneleri Malika savaştan önce bir öğretmen olarak çalışıyordu. Ne yazık ki şimdi ne anneleri Malika ne de babaları Rustam hayatta değil.

 

Grey Şamsadova, 7 Yaşında

 

Eliyle işaret ediyor "Burada iki ev vardı diyor. Şimdilik geçici olarak garajımızı tamir ettik ve burada kalıyoruz. Ama çoğu zaman komşularımızda kalmamız gerekiyor, çünkü bizim garajımız çok soğuk oluyor."

 

Evinize ne oldu diyorum, "Askerler yaktılar ya da yıktılar tam olarak bilmiyorum ne yaptılarsa da şimdi bu halde. Evimizi tamir etmek istiyoruz ama paramız yok. Annem her şeyimizi sattı ama kazandığı parayla çatımızı bile tamir ettiremedik." diyor.

 

Yıkıntılar içerisinde bir bebeğinin kolunu görünce oyuncaklarla ilgili ilginç şeyler söylüyor. "Korktukları için ülkenin her yerine dağılmış olmalılar diyor. Yoksa temizliğe gelen askerler onları da götürecek değil ya!" Temizlik mi diyorum? "Evet, temizlik. Yoksa sen bilmiyor musun? Maskeli ve silahlı askerler gelirler insanları kontrol ederler, evlerinde silah ve para ararlar. Bunun adı temizlik, herkes öyle diyor. İşte temizliğe gelen askerler benim oyuncaklarımı götüremez sanırım oyuncaklarım korktukları için buradan kaçtılar." diyor.

 

Bu minik kız şimdiye kadar gördüğüm çocuklar içerisinde en mutlu olanı. Heidi'ye benzetiyorum onu, babasını kaybetmiş ve evleri yıkılmış olmasına rağmen hala gülümsüyor. Oyuncaklarının kaçmasına üzülmüş olsa da, onların kaçışını bile anlayışla karşılayabiliyor.

 

 

 

 

 

Savah ve Lees Şamsadov Kardeşler, 2 ve 4 Yaşındalar

Lees uzaktan kumandalı bir jipi olsun istiyor. "Annemi, babamı ve yılanları her şeyden çok seviyorum. Denizleri de seviyorum ama henüz hiç deniz görmedim. Buradaki insanların çoğu denizi hiç göremeyecek çünkü kentimiz bombalandığında hepsi öldüler. Ama askerler gittiği zaman biz denize gideceğiz." diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlyas Mazayev, 10 Yaşında

 

 

"Evimizin yarısı yıkılmış durumda. Ama hiç te fena durmuyor. Burada annem, iki erkek kardeşim, kız kardeşim ve 70 yaşındaki büyükannem ile birlikte yaşıyoruz. Savaş başladığında evimize büyük bir bomba atmışlar ve evimiz bu hale gelmiş. Ben o zaman köydeydim ve ne olduğunu görmedim. Savaş, bizim savaşçılarımızla Ruslar arasında bir tartışma çıktığı için başladı. Sanıyorum önce Yeltsin ile Basayev tartıştı ve Basayev ona rest çekti. Yeltsin de önce Moskova'daki evleri patlattı, şimdi ise bizimkileri patlatarak yıkıyor. Herkes yazın daha büyük bir savaş başlayacak diyor. Eğer bu doğru ise bodrumlarımıza inmemiz lazım. Eğer daha büyük bir savaş başlayacaksa bu çok kötü demektir. Annem diyor ki eğer savaş daha da şiddetlenirse buradan ayrılmamız gerekecek. Çünkü yemek almamız için paraya ihtiyacımız olacakmış." diye konuşuyor bir büyük edasıyla. Ben de ona savaş daha da şiddetlenecek mi peki diye soruyorum? "Evet, savaş olacak." diyor gözlerini kısarak ve devam ediyor "Rus askerleri bizim açlıktan ölmemiz için geliyor diyor. Burada kayısı ağaçları vardı ve Ruslar hepsini yok ettiler. Şimdi sadece otlar kaldı. Şehirde hiçbir yerde elektrik yok. Ruslar elektrik yapan makinelerin hepsini vurmuşlar bugün büyükler konuşurken duydum. Eğer param olsaydı kendime yeni ve sağlam botlarla bilgisayar oyunları satın alırdım." diyor. Elektrikler yok dedin ama biraz önce diyorum. "Elektrikler yok biliyorum ama zaten benim bir bilgisayarım da yok ki. Şimdi televizyon bile yok. Ama olsaydı canım sıkılmazdı. Denize gitmek istiyorum. Terek nehrini gördüm ama o deniz değil. Şimdi en çok okul yolunda yürümeyi, erkek kardeşim Muslim ile ekmeğe yağ sürerek yemeyi seviyorum. Annemi de her şeyden çok seviyorum." diyor.

 

Marha İbragimova, 8 Yaşında

 

"Büyük ev. Orası bizim değil. Yabancıların. Onlar bizim apartmanımızı yıktı. Bu büyük evdeki askerler bizim evimizi yıktı. Hem sadece bizimkini değil pek çok insanın evini yıktılar. Geceden sabaha, sabahtan şimdiye kadar askerler ateş ediyorlar." diyor. Nerde ateş ediyorlar Marha diye soruyorum, "Bilmiyorum, sadece sesleri duyuyorum. Ama bazen bizim sebze bahçemize de geliyor. Şimdiye kadar bahçemizde kimse ölmedi. Onlar her ateş ettiğinde ve bazı parçalar düştüğünde evimize geleceğinden korkuyorum. Annem de korkuyor hem. Ama babam hiç korkmuyor. Belki daha büyük bir savaş olsa babamda korkabilir. İlk savaşta biz İnguşetya'ya gittik ve orada bir karavanda kaldık. Geri döndüğümüzde hiçbir yeri tanıyamadım, her yer yıkılmıştı. Şimdi savaşın yeniden şiddetleneceğini söylüyorlar. Annem, Bakü'ye gitmemizi, oradan rahatlıkla Almanya'ya geçebileceğimizi, bunun iyi bir fikir olduğunu söylüyor." diyor.

 

Marha, ailesinin beşinci çocuğu. Altıncı çocukları Ocak ayında ölmüş. Marha nadiren konuşur ve genellikle yalnız dolaşır bazen de annesiyle. Tüm aile çok kötü besleniyor, çocukların üzerlerindeki elbiseler hem pis hem de yırtıklarla dolu. Çünkü üzerlerinden başka giyecekleri yok.

 

Aza Vahayeva, 10 Yaşında

 

"Rus askerleri BTR lerinden ateş ettiler ve yıkıntılar altında kalan babamla iki kadını öldürdüler. Evimizde yıkıldı tabi. Bu yüzden komşumuzun evindeki bir odada kalıyoruz. Bu odada annem, üç kız kardeşim ve yengemle beraber yaşıyoruz. Ruslar vahhabileri öldürmek için savaştıklarını söylüyorlar ama benim babam vahhabi değildi, o kadınların da vahhabi olmadığı gibi. Korkuyorum, çünkü askerler sık sık ateş ediyorlar, dün yakınımıza düşen bombadan dolayı korktum ama saklanmadım. Elektriklerimiz yok. Çünkü insanlar kabloları sökerek çaldılar. Bazıları da askerler makineleri bombaladı diyor. Tam olarak bilmiyorum ama elektriklerimiz yok işte. Eski zamanları hatırlıyorum, Grozny'de elektriklerimizin olduğu zamanları. Beş yaşındaydım galiba, caddede elektrikli tramvaylar bile vardı." diyor. En çok ne yapmayı seviyorsun diyorum, çünkü onun çok hünerli bir kız olduğunu fısıldıyor çevredekiler. Şarkı söyleyip resim yaptığını söylüyorlar. Aza da duyduklarımı doğrularcasına "Her şeyden çok annemi ve kız kardeşlerimi seviyorum. Yapmaktan en çok hoşlandığım şeyler ise şarkı söylemek ve resim çizmek."diyor.

Kaynak: Kafdağı İnternet Portalı

Kavkaz Center


Aynı konudakiler:

Şehid Molla Dadullah
Şeyh Salah: "Tüm mücahitler Kafkasya Emirliği ilanını destekliyorlar"
Çeçen mültecilerin feryadı: Artık bizi görün
''İki ideoloji aynı yerde asla uzlaşamaz''
Dokka Umarov: ''Mücahid saflarındaki büyük arınma devam ediyor''
Emir Müslim: ''Bu Cihadın başlaması için Allah'a dua ettim''
Şemsuddin Batukayev: Rusya'nin Kafkasya'ya serbest bırakması kendi faydasına olacaktır
''Zafer cihadı cazip kılıyor''
Komutan Magas: bu, İslam ve küfür arasındaki savaştır
Supyan Abdullayev: 'Şehitlik Allah'ın En Büyük Hediyesidir'
Arzu Abdullayeva: 'Çeçenleri Rus Özel Servisi Kaçırmış Olabilir'
Umarov mevcut durumu değerlendirdi
Lâl Mescidi İmamı ile yapılmış son röportaj
Şeyh Şerif Ahmed ile röpörtaj
Cevherkale'nin Çocukları