Amirs of Caucasian Mujahideen
Cevher'de: Cum., 24.11.1429 Hjr / 21.11.2008, 11:20 РусскийEnglishtürkçeУкраїнськийعربي

Anasayfa

aynalar

add. format
Google
Kavkaz-Center
WWW
Logomuz

RSS feeds
 
KafkasyaRöportaj Aynı konudaki makaleleri

Çeçenistan'a buradan bakmak

Yayınlama zamanı: 22 Haziran 2007, 09:48

Türkiye'den bakıldığında Çeçenistan nasıl görünüyor? Bu soruya samimi olarak cevap verebilmek için, hepimizin kendimize sorabilmemiz gerekiyor diye inanıyorum. Belki de cevap bulabilmek için kimi kavramları,  olguları ve gerçekleri yeniden tanımlayarak bir kere daha acının, zorluğun, zulmün dayanılmazlığında, bir halkın Milli Mücadele kararının,  hangi şartlarda verildiği ve nasıl devam ettirildiğini düşünmekle başlayabiliriz.

 

Onların bu kararlarını yada direnişlerini acaba ‘orada yaşayanlardan olsaydık tavrımız ne olurdu'sorgulaması içerisinde görmemiz gerekmez mi? Çeçenistan adı aslında coğrafi olarak uzakları ifade etmiyor. Yani mesafe olarak ta yakın. Çeçenistan bu Ülkeyi ve bu Ülke insanlarını kendinden ayrı görmeyen bir ülke. Onların bu sıcak ilgisine cevaben bizim tutumumuz ne olmalı. Tersinden de bakabiliriz. Yani içinde bulunduğumuz Ülkemiz Milli mücadelesini sürdürüyor olsaydı Çeçenlerin, daha geniş bir bakışla Kafkasyalıların tutumları ne olurdu diyebiliriz.

Bu konunun açılımında teorik hikayelere veya kurgulanmış senaryo anlatımına gerek bile yok. Çünkü yaşanan tarih biraz göz önüne alındığında bu soruların cevabı kolayca bulunur. Evet, Çeçenler bizden bir parçadır. İman eden bütün Müslümanların inandığı gibi esareti ve zilleti red ederek,  imani toplumsal değerlerinin korunması adına düşmana karşı bir duruş içerisindedir.

Bazen ‘fert veya toplum'fark etmez. Kendi değerleriniz adına karşı durmanın hesabı yapılmaz/ yapılamaz. Sonucun ne olacağı ya da geleceğin ne getireceğinin kaygısı taşınmaz.

Evet bazen öyle bir noktaya getirilirsiniz ki bütün seçenekler tek tip bir duruşu,  tek tip bir yöntemi uygulama mecburiyetinde bırakır.

 

Adı Moskof a çıkmış,  tarihini zulüm örnekleri ile dolduran, şiddet,  terör ve işgal mantığına dayalı olan, gücünü hemen herkese kullanarak ve bunu Asya da, Avrupa da geçmişte,günümüzde her daim sinsi, şeytani yöntemleri beklide başarıyla kullanan Rus emperyalizminin ‘önümüzde diz çökünüz,egemenliğinizin kabulünü ya gönüllü olarak yada sizi ezmek suretiyle gerçekleştireceğiz'zorlamasıyla önünüze çıkarıyorsa ne yaparsınız? Kırk bin yıllık yurdunuzdasınız . sadece o küçük ama size ait olan yurdunuzda barış ve huzur içerisinde yaşıyorken, ağzı salyalı hayvanlar gibi azgınlaşan bir güçle karşı karşıyasınız. Sizleri, değerlerinizi, varlığınızı, hayatınızı geleceğinizi, her şeyinizi yok etmek niyetini taşıyan askeri teknolojisi, dünyevi anlamda devasa gücü elinde tutuyor dahi olsa, vazgeçemeyeceğiniz şahsiyetinizin, özgürlüğünüzün,vatanınızın ve onurunuzun korunmasından vaz mı geçeceksiniz?

Hayır. Kelimelerin gücünün tükendiği bir nokta varsa, şu anda Çeçenistan'da özgürlük aşığı insanların her şeye rağmen yaptıklarını, yani direnmeyi, karşı koymayı,olumsuzluğu, teslim olmamayı düşünürsünüz. Bunun için her bedeli ödemeyi düşünürsünüz. Çünkü söz gerçekten bir noktada biter. Evet, buradan bakarken belki onların gözüyle bakmayı başarabilirsek sonuç daha başarılı olur diye düşünüyorum.

Tarihi bir kesit ve kardeşliğin kopmaz bağları;

 

1876-77 yılları. Kafkasya-Rusya savaşlarının imamet dönemini tarihe silinmez imzalarını kanlarıyla atan, unutulmaz, efsaneleşen imamlar, İmam Mansur-Gazi Muhammet İmam Hamzat ve İmam Şamil 80 yıl süren amansız direniş ve savaşların arkasından İmam Boğsar'ın da son çabalarına rağmen toplu-örgütlü harekat şansının bittiği bir noktanın arkası bütün bir Kafkasya için mağlubiyet, sonrası sürgün olmuş ve Kafkasya boşaltılmıştı. Kafkasya düşmüştü . Çar önderliğindeki Rusların Rusizm ideolojisine dayalı, güneye inme hedeflerine engel olan Kafkasya geçiş kapısı sayılmıştı.

 

Anadolu insanlarının 93 harbi diye tanımladığı Rus-Osmanlı savaşı başlamak üzeredir. Ruslar 200 bin kişilik Çar ordularıyla yeni hedefleri Osmanlı ülkesine saldırı planları yapmaktadır.

Durumdan haberdar olan Çeçenistan'da yaşayanlar, Müslüman kardeşlerine ve Halifeye yapılacak bu saldırıya seyirci kalınmayacağını düşünerek, olması gerekenin kararını vermişlerdir. Halbuki uzunca yaşanan savaş dolayısı ile kolu kanadı kırılmış, Rus egemenliğinin baskısı altında nüfus bitme noktasına gelmiş oldukları halde.

Evet karar verilmiş her ne olursa olsun Rusların Osmanlıya saldırısının durdurulması adına Çeçenistan'da Halk Önderleri Şurası toplanmış, içlerinde 28 yaşında olan Albek Hacı yı önder seçmişler ve derhal organize olmuşlardır.

 

Çok geçmeden başlayan Rus harekatının Anadolu'ya geçiş yolunun üzerinde bulunan Çeçenistan'daki Rus a karşı amansız bir direniş organize edilmiş, 200 bin olan çar orduları bu direniş sayesinde ancak 100 bin kişilik bir kuvvetle Anadolu ya yönelebilmiştir.

Malum olduğu üzere Erzurum'da kurulan Aziziye ve Hamidiye tabyaları, Osmanlı askerlerinin Rus'a karşı direnişinde özellikle sivil katılımcıların desteği üst seviyede gerçekleşmiş bütün bir halkın savunma yapması söz konusu olmuştur.

 

Savaş sonucu Erzurumlular,  Anadolu içlerine hicret etmek zorunda kalmıştır. 1872 yılında Anadolu ya zorla göç ettirilerek Anadolu ya gelen Çeçenlerde müfrezeler halinde Erzurum'da Rus'a karşı görevlerini severek ve gönüllü olarak gerçekleştirmişlerdir. Orada şehid olan Çeçenlere Erzurumlular Merkez Narman Camiinin kıble yönündeki bahçesini, Çeçen Şehidliği olarak tahsis etmişlerdir.

 

Daha çok detaylara girmeden demek istiyoruz ki:

-TARİH bir hikayeler manzumesi değildir.

-Kardeşliği Allah (cc) Müslümanlara farz kılmıştır.

-Moskofa - Kafire karşı direniş,Çeçenistan'da ne ise Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de Erzurum'da,  Çanakkale'de odur.

-Dün küfre karşı direniş merkezi Anadolu idi,bugün ise Çeçenistan dır.

Bu gerçekler ışığında Anadolu nun iman ehli güzide insanları, Çeçen kardeşlerinin yanında olmayı bir şeref bilmiş ve kadirşinaslığını göstermiştir.

Devletler arası münasebetlerde uygulanan politik yaklaşımların olumsuzluğuna karşın,  buradan yapılan kardeşlik desteği, Kafkas dağlarını daha da güzelleştiriyor. Mücahidlerin moralinin artmasını sağlıyor. Biliyorlar ki, en büyük silah DUA dır. Duaların bereket olarak Çeçenistan'a ulaştığını biliyorlar.

ZELİMHAN YANDARBİYEV'I ölümünün 4. yılında Rahmetle anıyoruz!

 

Çeçen bağımsızlık mücadelesinin ideologlarından,  bu mücadelenin tartışılmaz Liderlerinden,  Çeçen Cumhuriyeti İçkeriya 2. Devlet Başkanı ZELİMHAN YANDARBİYEV,  13,02,2004 tarihinde Cuma namazı çıkışında,  Rus gizli servisi (FSB) ajanlarınca arabasına bomba konulmak sureti ile,  misafir bulunduğu KATAR'da şehid edilmiştir. Suikastı yapan Rus ajanları yakalanmış, mahkeme edilmiş, suçlu bulunarak mahkum olmuşlardı.

Rusya dünyanın gözü önünde gerçekleştirdiği ve gizleme imkanı bulamadığı bu olayda,  Devleti eliyle kendi sınırları dışındaki bağımsız bir devlette yürüttüğü bu hunhar eylemiyle ‘TERÖRİST DEVLET'olduğunu ortaya koymuş oldu. Katil ajanlarının iadesini istedi. Canileri teslim etmeyen KATAR Devletine baskılar yaptı. Sonuç alamayınca, sonraki tarihlerde Moskova ya gitmiş olan KATAR vatandaşlarını adeta rehin almışlar ve ajanlarıyla takas yapmışlardır.

12 şubat 2007 tarihinde,  yani ZELİMHAN YANDARBİYEV'in şehadetinin 4. yıldönümünde Rusya Devlet Başkanı,  katliam emrinin sahibi,  V. PUTİN Katar Devletine resmi ziyarette bulunmuştur.

Katar Devlet temsilcilerinin geçmişte yaşananları unuturcasına,  V.PUTİN için övgü dolu sözleri ve karşılama - kabulleri Çeçen Halkını rencide etmiştir. Şehid ZELİMHAN YANDARBİYEV'in şehadetinin huzurunda saygıyla eğiliyor.Allah (c.c) rahmetini diliyoruz. Çeçen tarihine silinmez imzasını atmıştır. Unutmadık, unutmayacağız.

 

23 şubat 1944 sürgün.

Yüzyıllarca özgürlük düşüncesini hiçbir zaman pazarlık konusu yapmadan,  onurlu mücadelenin Dünyadaki en güzel örneklerinden olan Çeçen Halkı, yaşadığı zulümlerin en belirgini ve topluca olanını 23 şubat 1944 tarihinde yaşamıştır. 780 bin olan toplam nüfusuyla bütün Çeçenler, Kızılordu Kutlama Günü bahanesi ile meydanlara toplanmış,bir gecede evlerinden yurtlarından alınarak Sibirya içlerine sürgün edilmişlerdir.420 bin insan 13 yılda şehid olmuştur. Hayatta kalabilenler verdikleri mücadelelerle tekrar 1957 ve sonrasında Vatanlarına dönebilmişlerdir.

Sürgün;

Bugün hala devam eden Bağımsızlık mücadelesinin de en önemli dinamiklerinden sayacağımız RUS'a olan nefret ve intikam duygusunu besleyen Çeçen tarihinin önemli bir öğesidir.

-Çeçenler var olduğu sürece Sürgün unutulmayacaktır.

-Rus'un yaptığı zulümler unutulmayacak ve cevapsız da bırakılmayacaktır.

Canını Sibirya da verenlerin sahipleri,  evlatlarının kemiklerini Çeçenistan'a getirmişlerdi. O şehidleri ve yaşanan acıları unutmayan,  kendilerine bırakılan ‘Onurlu Hayat've ‘ Özgürlük'mirasının yılmaz savunucusu,  yeni nesil güzide insanlarımıza yürekten selamlar sunarken,  Şehidlerimize de Allah'tan (c.c) sonsuz rahmet diliyoruz.

 

 

Çeçenistan'da zafere bir adım daha yaklaşıldığından hiçbir mücahid endişe etmiyor. Ruslar, Çeçenistan'da bir bataklığa saplanmıştır. Artık eskiden olduğu gibi savaşı Çeçenistan yerelinde sayamayacaklardır. Çünkü direniş Çeçenistan'ı aşmış, bütün bir Kafkasya'ya yayılmıştır. Ve Çeçen Devlet Başkanı artık tüm Kafkasya nın İMAMI olarak anılmaya başlanmıştır. Şehidimiz Büyük Komutan CEVHER DUDAYEV'in koyduğu BİRLEŞİK KAFKASYA ideali gerçekleşecek ve iki denizin arası, Ruslar dan temizlenen bölge olarak, 1918 de kurulan ve bağımsızlığı kabul gören BİRLEŞİK KAFKASYA FEDERASYON DEVLETİ kurulacaktır. Bu duruma Ruslar engel olamayacaktır.

Şu anda hala hızından bir şey kaybetmeden devam eden Çeçen Mücahedesi, son aylarda daha başarılı operasyonlarla Ruslara korkulu rüya olmaya devam etmektedir.

Ya Rab; Çeçen Dağlarında senin rızan adına Cihadını devam ettiren Çeçen -İçkeriya Cumhuriyeti Devlet Başkanı DOKKA UMAROV'a ve beraberindeki mücahidlere hidayet ve nusret ver. O mücadeleyi kendi mücadeleleri gibi gören, destekleyen bütün kardeşlerimizden razı ol. (Amin)

Kaynak: Çeçen Online

Kavkaz Center


Şehid Molla Dadullah
Şeyh Salah: "Tüm mücahitler Kafkasya Emirliği ilanını destekliyorlar"
Çeçen mültecilerin feryadı: Artık bizi görün
''İki ideoloji aynı yerde asla uzlaşamaz''
Dokka Umarov: ''Mücahid saflarındaki büyük arınma devam ediyor''
Emir Müslim: ''Bu Cihadın başlaması için Allah'a dua ettim''
Şemsuddin Batukayev: Rusya'nin Kafkasya'ya serbest bırakması kendi faydasına olacaktır
''Zafer cihadı cazip kılıyor''
Komutan Magas: bu, İslam ve küfür arasındaki savaştır
Supyan Abdullayev: 'Şehitlik Allah'ın En Büyük Hediyesidir'
Arzu Abdullayeva: 'Çeçenleri Rus Özel Servisi Kaçırmış Olabilir'
Umarov mevcut durumu değerlendirdi
Lâl Mescidi İmamı ile yapılmış son röportaj
Şeyh Şerif Ahmed ile röpörtaj
Cevherkale'nin Çocukları